Hosgeldiniz
Ben Kimim?

C.V.
Bilgi paylaþtýkça çoðalýr.Ýþte ispatý,
bende var bir elma, sende var bir elma, gel elmalarý deðiþelim; bende var bir elma, sende var bir elma.

Þimdi bende var bir bilgi, sende de var bir bilgi, gel bilgileri deðiþelim; bende oldu iki bilgi, sende oldu iki bilgi.Nasýl güzel deðilmi?...

Ben bilgilerimi ortaya koyuyorum benimle bilgi zengini olmak istermisiniz?..



Kategoriler


Site nasýl olmuþ?
Daha iyi olabilirdi
Ýdare eder
Güzel
Süper
Süper ötesi...
     
Anket
Yapay Zeka
8 Yil öncesi . . .
ai artificial intelligent yapay zeka santranc

Başlığı bile iddialı, bu konuyla ilgili bir yazı yazarak düşüncelerimi paylaşmak istedim. Öncelikle yapay zekanın tanımı yapmak istiyorum. Öncelikle "Yapay Zeka" kelimelerini parça parça tanımlayalım.
"Zeka": Öğrenme, anlama ve düşünme yeteneğidir.
"Yapay": Doğal olmayan.
Bu iki kelimeyi birleştirirsek sanırım, "Etrafındakilerini öğrenme, anlama ve etrafındaki etkilere en mantıklı yanıtı veren, doğal olmayan(İnsan olmayan) zeka çeşididir" dememiz doğru olur.
Tabi bu esnada bu terimin mucidinin sözüne yer etmemizde doğru olur.İlk defa 1956 yılında kullanılan ve terimin mucidi olan John McCarthy, yapay zekayı "Makineleri zeki yapan mühendislik ve bilim dalı." olarak tanımlamıştır.

Yapay Zeka fikri ortaya atıldığı ilk günden beri insan beyniyle kıyaslanmıştır. Bunun için Yapay Zeka yı bazı bilgisayar oyunlarına koyup, İnsanlarla (insan beyniyle) yarış haline getirilmiştir. Tavla, dama da geliştirildi, insanlarla denendi. 1997'de Deep Blue'nun Dünya Satranç Sampiyonu Kasparov'u yenmesiyle sonuçlanan karşılaşma büyük yankı uyandırdı, çünkü pek çok kişi satrançta şansın çok az olduğunu, bu yüzden oyunun bilgisayarın asla edinemeyeceği bir zeka anlayışı gerektirdiğini düşünülüyordu.Deep Blue anlayışı yıktı. İnsanlik bilgisayara yenik mi düsüyordu acaba?

Tabi bu korkunun yanında insanı daha çok meraklandıran konu, "ne kadar ileri gidilebilir?" sorusu oldu. Acaba özel işlerimiz için yapay zeka geliştirilecekmiydi? yada en önemlisi benimde üzerinde çalıştığım basit bir algoritmayla belirli bir iş için Kendini geliştirebilen yapay zeka oluşturmak mümkünmüydü?

Sanırım çok ileri gittim.Ama insan beyni, her zaman kendini geliştirmiyor mu? Nedir bu işin sırrı?
Öncelikle beynimiz etrafımıza tepki verirken neler yapacağını düşünelim. Beyin, karmaşık ?çevreye uyum ve tepki? problemlerini bazı hilelerle halleder. Zihinsel faaliyetlerde beyin, işleri kolaylaştırmak için, zamandan ve enerjiden tasarruf için olağanüstü bir hileye başvurur: Şartlı refleksler. Beynin bu hilesini yapay zeka çalışmalarında kullanabilirsek, önemli bir iş yükünden kurtulmuş oluruz. Beyin, çevre ile ilişkisini başlıca üç yöntem ile düzenler:
1. Doğal refleksleri,
2. Kendi oluşturduğu şartlı refleksler,
3. Bilinçli faaliyetler.

Doğal refleksler, herhangi bir düşünme olayına gerek kalmadan beynin bir uyarana verdiği otomatik tepkidir(cevaptır). Bilincin bu işte herhangi bir etkisi yoktur, ancak sonradan, verilen tepkiden haberi olur. Bir canlı türünün tüm bireylerinin hayatları boyunca karşılaşacakları en genel sorunlara, genlere işlenmiş çözümlerdir refleksler. İçgüdüler de bu kapsamda değerlendirilebilirler.

Bilinçli Davranış, bir türün bireylerinin tek tek karşılaşacakları geçici sorunların çözümü için gereklidir. Eğer bir sorun çok sık ortaya çıkıyorsa, Şartlı Refleks mekanizması ile o soruna uygulanan çözüm refleksleştirilir. Böylece beyinde, ortaya çıkacak yeni sorunlarla ilgilenmek için yer, zaman ve enerji ayrılmış olur. Şartlı refleksler bir doğal refleks üzerine oluşturulurlar. Bir şartlı refleks üzerine bir başkası, onun da üzerine bir başkası oluşturulabilir. Buna kademeli şartlı refleks denir.

Şartlı Refleks, öylesine tek başına kavram veya tepki değildir. Eşyalara verdiğimiz her isim, zamana yayılmış etkileşimler olan olaylara (eylem, fiil) verdiğimiz her isim, konuşmada kullandığımız ekler ve takılar birer şartlı refleks ürünüdürler. Ürettiğimiz kavramlar, soyutlamalar da ikinci-üçüncü kademe şartlı reflekslerdir. Örneğin basit olarak, arabayla giderken, önünüzdeki araba aniden frene basarsa, sizde düşünmeden frene basarsınız. Bu tek kademeli şartlı reflekstir. Yada tanıdığımız birisi bize "n?aber" dediğinde biz hiç düşünmeden, bir kalıp olarak "valla iyilik, n?ossun, senden n?aber" deyiveririz. Bu cevap, belirli bir soru tipine karşılık belirli şartlarda verilebilecek bir cevap olarak refleks halini almıştır ve bilinci işe katmaya gerek yoktur.

Bu mekanizmayı belki adını koymadan bugün zaten bilgisayar programlarında kısmen kullandığımızı belirtmek isterim. "if?.then?" önermesi bir şartlı refleks üretir. "Her zil çaldığında yemek gelir. Eğer zil çalıyorsa, salyalarımı hazırlayayım. Yemek gelecek" gibi.:)

Beynin kullandığı bir başka hile, işlem birimi olarak harfleri veya kelimeleri değil, olayları kullanmasıdır. Bir olay, tek kelime ile de ifade ediliyor olabilir, Dünya tarihini anlatan onlarca cilt ile de ifade edilebilir, beyin için sonuçta bir olaydır. Kullandığımız 7000 kelime ile, 7000 üzeri bilmemkaç adet anlamlı cümle üretebiliriz. Ama beyin bunlarla uğraşmaz. 500.000 kelimelik bir romanı okuduğumuzda, o romandaki en temel olayları yakalar ve romanın bütününü de sadece, mesela "iyi bir roman" olarak kaydederiz. Kaba bir sorgu ile romandaki temel olayları, daha ayrıntılı bir sorgu ile bazı önemli tali olayları da hatırlarız. Ama geri kalan "kendince" kuru kalabalık bilgiyi asla hatırlamaz beyin. Onları, ancak yeniden karşılaştığında "tanıyabileceği" bir kategoriye yerleştirmiştir. İşte bizi terrabayt?larca bilgi yükünden kurtaracak olan hile bu olabilir.

Beynin en büyük hilelerinden birisi de, alınan bilgileri elemeye öncelik vermesidir. Duyu organlarına her an milyonlarca uyarı ulaşmaktadır. Beyin eğer bunların hepsini değerlendirmek zorunda kalsaydı, bugün yeryüzünde hayata rastlayamazdık. Beyin, amaçları doğrultusunda önem taşımayan uyarıları hiçbir şekilde değerlendirmeye, kayda almaz. "Dikkat" dediğimiz bir yeteneği sayesinde yalnızca gerçekten gerekli olan uyarıları, dikkatin yoğunluğunu ayarlayarak da öncelikle en gerekli figürleri değerlendirmeye alır. Yukarıdaki roman örneğinde de böyle bir mekanizma işlemektedir. Demek ki yapay zeka uygulamalarında programın daha başında bir "dikkat" katmanı veya modülü tasarlamak, burada ciddi bir eleme gerçekleştirmek yararlı olacaktır. Bu katmanda sorgu kriterleri, amaç doğrultusunda önem taşıyan fikirler veya figürler olabilir. Tıpkı web?de kullandığımız anahtar kelimeler gibi. Fakat programın kendisi, dikkatin yönünü (sorgu kriterlerini) ihtiyaç doğrultusunda değiştirebiliyor olmalıdır.

Aslına bakarsak bir bilgisayar programı geliştirene, bir sonraki programının birazcık zeki olmasını sağladığımı düşünüyorum. Gerçektende bu konu hakkında yazılacak çok şey var. Bilgisayarımda kaydettiğim bazı bilgiler daha var. Onları da bir sonraki yazımda paylaşacağım.

Benimle kalın...

                    Toplam Puan:22

YORUMLAR Yorum Yaz


Zeynep Galip 2/2/2009 | 11:37
Güzel bir yazı olmuş. Özellikle beynin etki/tepki fonksiyonlarını bilgisayar dilinde kullanılabilirliğini yazman çok işime yaradı.Teşekkür ederim.
 



Deniz YILDIRIM 2/3/2009 | 9:46
yapay zeka konusunda daha çok yazı yazacağım. O yazılarında sana fikir vereceğini düşünüyorum
 



bulut ayyub 5/12/2009 | 18:52
güzel bir yazı olmuş ancak yapay zekanın algılama yorumlama ve karar verme konusunda da bizi bilgilendiriseniz çok sevinirşm
 



Deniz YILDIRIM 5/12/2009 | 19:54
beynin muhakeme olayını anlattığım diğer bir yazıyı bugün ekledim.